İki buçuk şehrin hikayesi Posted on 13 Haziran 2026 13 Haziran 2026 by Yusuf Arslan Olaylar İstanbul ve Ankara’da geçiyor. Bu iki şehrin kendilerine ait buçukları var. Onlara cezaevi diyoruz. Eski adıyla Silivri yeni adıyla Marmara Cezaevi ile Sincan Cezaevi’nin nüfusları ortalama ilçelerden kalabalık. O nedenle bu şehirlerin buçukları olarak anılmayı hak ediyorlar. Bugünkü hikayede “buçuk” olan Marmara cezaevi. Memleketin meşhur tutuklu ve hükümlülerinin bir kısmı orada malum. O kadar ki yasama ve yürütme organları bakımından epey ağırlığı var cezaevi nüfusunun. Elbette dördüncü kuvvet olan basının mensupları da Yatarmatik hesabına göre girip çıkıyor. Gazeteci Alican Uludağ, Ankara ilindeyken, Ankara ilindeki şikayetçilere hakaret ettiği iddiasıyla, Ankara ilindeki evinden gözaltına alınıp İstanbul iline götürülüp burada tutuklanıp İstanbul’un buçuğu olan Marmara Cezaevi’ne gönderildi. Alican Uludağ hakkında dava açıldı, dava Ankara iline gönderildi, ama kendisi Marmara Cezaevi’nde tutulmaya devam etti. Bugün duruşması yapılacak, ama hakim de izne çıkmış. Mesele iyice karıştı. Duruşma henüz başlamadı. Tahliye totemi yaparak yazıyı güncellememeye karar verdim. Devam ediyorum. Sanık Alican Uludağ’ın, Ankara ilindeki adliyede yapılacak duruşmasına, İstanbul ilinden “görüntülü görüşme” yoluyla katılmasının biraz saçma olduğunu söylemek üzere meslektaşları Ankara Adliyesi önünde dün bir basın açıklaması yapmaya karar verdi. “Gazeteciler haber verme haklarının peşine düşmüş, ben de haber alma hakkımı koruyayım”, diyerek açıklamaya katılmaya karar verdim. Ankara Adliyesi’nin önüne gittim. Okuru, izleyicisi olduğum gazetecileri görünce biraz heyecanlandım tabii. Sessizce yanlarına yaklaştım. Fevkalade şık polislerle aralarında bir tartışma vardı. Polislerden laciverdin tonlarında giyinmeyi tercih eden göğüs kafesini dışarı çıkararak “Burada açıklama yapılmaması talimatı var” dedi. Nasıl cümle? Öznesi yok! İyi de karşısında uçaklara alınmayan, salonlara sokulmayan, işlerinden edilen ama mesleği bırakmayan, bir kısmı oldukça kıdemli Ankara gazetecileri var. O kadar olmuyor yani bu işler. Toprak rengi tonlarında kombin yapmış, ekose desenli çok şık bir şapka ile kıyafetini tamamlamış polis, gazetecilerin “Yazılı talimatı görebilir miyiz? Talimatı veren kim?” sorularını “Burada hepimiz birbirini anlayacak olgunluktayız” diye yanıtladı. Ardından bir gazetecinin “Adliye önünde açıklama yapmak yasak mı?” sorusuna sıcak sobaya eli değmiş gibi zıplayarak yanıt veren polis “Biz yasak kelimesini kullanmıyoruz. Biz demedik, siz dediniz” dedi. Talimat kimden geldi, sorusuna yanıt gelemiyor bir türlü. Sonunda laciverdin tonlarında giyinen “Adliye yönetiminin talimatı” deyince yine kısa bir sessizlik oldu. Ben ilk anda “adliye sitesi” diye bir yer var da o sitenin yöneticisi yasak kararı aldı sandım. Ardından “Burası adliyenin bahçesi. Yani bir tür özel mülk. Sizin evinizin bahçesinde açıklama yapılabilir mi?” dedi göğüs kafesini iyice dışarı çıkararak. Gazeteciler bir sabır çekip “Burası kamusal alan. Üstelik burası kaldırım, ne bahçesi, ne avlusu!” deyince top karşı tarafa geçti, yine bir sessizlik oldu. Bir gazeteci “Ankara Adliyesi’nin önünde açıklama yaptığımız nasıl anlaşılacak peki?” diye sorunca ekose şapkalı polis “Eski görüntüler vardır, montaj yaparsınız” dedi. “Vay be! O şapka boşa takılmamış” , dedim içimden. Gazeteci de “Nasıl haber yapacağımızı öğretmeyen bir siz kalmıştınız!” dedi. Yine bir sessizlik oldu. Olan biteni tenis maçı gibi izliyorum. O arada dürülü dürülü telsiz sesleri artmaya başladı, adliyenin önüne dizi dizi çevik kuvvet geldi. Gazeteciler on beş adım kadar yan tarafa gittiler. Ben de yanlarında yürüyorum tabii. Aşırı “sivil” davranan, yeşil tonlarında keten gömlek pantolon tercihi yapmış birinin de bizimle bir sağa bir sola yürüdüğünü fark ettim. Boyu uzun, vücudu esnek. Biraz yaklaşıp belden biraz eğilerek sakince, güzelce konuşulanları dinliyor. Birden “Ben olaysız dağılmak istiyorum ayol!” diye b
Related Posts
İsviçre’de ABD ve İran müzakereleri başladı. Trump’ın tehdidine İran’dan yanıt
İran ile ABD arasında, Pakistanlı ve Katarlı arabulucuların katılımıyla dörtlü görüşmeler başladı. İran Müzakere Heyeti, 4’lü görüşme öncesinde, Katar arabuluculuğunda ABD heyeti ile görüşme gerçekleştirmişti. Görüşmelerde Lübnan’daki ateşkes ve İran’ın varlıkları ele alınıyor. Katar Dışişleri Bakanlığı, İsviçre’de düzenlenen Lucerne Gölü Zirvesi’nin resmen başladığını açıkladı. Zirveye ABD, İran, Pakistan ve Katar’dan üst düzey temsilcilerin katıldığı bildirildi. […]
İsrail Lübnan’da taş üzerinde taş bırakmıyor: Halk göçe zorlandı
İsrail Lübnan’da taş üzerinde taş bırakmıyor: Halk göçe zorlandı Posted on 10 Haziran 2026 by Yusuf Arslan İsrail ordusu salı günü Lübnan’ın güneyindeki tarihi liman kenti Sur’u hedef aldı. Kentin tamamı için ilk kez tahliye emri verildi. Emrin ardından düzenlenen hava saldırısında en az 8 kişi hayatını kaybetti. Binalar ve altyapıda tahribat yaşandı. Lübnan Sağlık […]
Eurovision’da İsrail Tartışması: Fransa’dan Yayın Boykotu Talepleri
Fransa’dan gelen önemli bir çağrı, bu yıl Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirilecek 70. Eurovision Şarkı Yarışması’na damgasını vurdu. Fransa’nın sol görüşlü Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinin milletvekili Thomas Portes, yarışmada İsrail’in yer almasını protesto etmek amacıyla Fransa’nın bu etkinliğin yayınını gerçekleştirmemesini istedi. Portes, Ulusal Meclis’te yaptığı basın açıklamasında, Eurovision’un 160 milyondan fazla izleyiciye ulaşacağını hatırlatarak, Gazze’de […]